“Bütün Pazarlamacılar Yalancı (mı)dır?” Seth Godin

“Ya samimi hikâyeler anlatacaksınız ya da her şeyin dışında kalacaksınız.”

İnsanlar ürün veya hizmet tanıtımından, reklam ve satışından çok daha önce birbirlerine hikâyeler anlatmaya başlamışlardı çünkü hikâyeler dünyayı anlamayı kolaylaştırır.

Ortak bir dil oluşturmak ve insanlara ulaşmak için en iyi yol hikâyeler anlatmaktır. Genel pazarlama ile hikâyeler anlatmak yeni bir icat değil ama içerik pazarlama hikâye anlatımını mükemmelleştirir.

Tüketicilerin de kendilerine ve birbirlerine hikâyeler anlatmaya alışkın olduklarını düşünürsek bizlere gerçek hikâyeler anlatan bir markanın ürün/ hizmetlerini satın olmak isteriz.

Organik etiketiyle satılan ürünler gerçekten organik mi? Ya da organik olduğu belirtilmediği için o ürün sağlıksız anlamına mı gelir? Kısacası insanlar neden organik diye pazarlanan ürünlere daha fazla para öderler? Çünkü hikâyeleri vardır. Organik yumurtanın doğal beslenen, serbest dolaşan, mutlu tavuklarının hikâyesi var.

Tüketiciler ihtiyaç duyduklarını değil, istediklerini satın alırlar. İçerik pazarlamanın farkı, hikâye anlatabilme yeteneğiyle doğru orantılıdır. Hikâyeler başarılı olur çünkü geniş kitlelerin duyularına hitap eder. Sosyal medya üzerinden anlatılan hikâyelerse çok daha hızlı ve etkileyici bir şekilde bunu başarmanızı sağlar.

İçerik pazarlamada anlatılan hikâyeler;

Doğrudur. Ürün veya hizmet ile ilgili tutarlı bir hikâye gerçekçidir. Tüketiciler, pazarlamacıların dikkat çekmek için anlattıkları bir hikâyedeki tutarsızlıkları fark etmekte oldukça başarılır. Hikâyeyi nasıl anlattığınız önemlidir.

Vaatte bulunur. Ürün veya hizmetin tüketici ile olan ilişkisini açık ve net bir şekilde anlatarak soru işaretlerini yok eder. Klişelerden uzak durur.

Güven verir. Marka bilinirliğini artırmak, tüketiciye ulaşmak, tanıtım yapmak için öncelikle güven oluşturur.

Etkileyicidir. İlginç, sıra dışı hikâyeler, akla ve duygulara hitap ettiği için etkisi uzun süreli ve güçlüdür. Etkileyici hikâyeler için her zaman televizyon reklamı ya da renkli dergiler gerekmez.

Duyulara hitap eder. Bir ürünün tasarımının harika olması yeterli değildir. Her ürün/hizmet sağlam içeriğe sahip bir hikâyeye ihtiyaç duyar.

Hedef kitleye yöneliktir. Hikâyenizi herkese ulaştırmak isterseniz, kimseye ulaşamazsınız. Hikâyeniz aracılığıyla ürün veya hizmet ile ilgilenecek hedef kitleyi doğru belirler ve onlara ulaşmayı başarırsanız, ulaştığınız kitle hikâyenizi paylaşır.

Peki, tüm bu özelliklere sahip bir hikâye nasıl yazılır? Birlikte çalıştığımız, hikâyelerini yazdığımız, online eğitim hizmeti veren bir şirketin “değişime uyum” başlıklı eğitimi için hazırladığımız hikâyenin küçük bir kısmına göz atalım.

“Nokia’nın Microsoft ile birleşmesine ilişkin duyurunun yapıldığı basın açıklamasında Nokia CEO’su tarihe geçecek bir söz söyledikten sonra bütün ekibi gözyaşları içinde kalmıştı: “Biz hiçbir yanlış yapmadık ama bir şekilde kaybettik”. Nokia yöneticileri kendilerinden önceki geleneksel anlayışa göre gerçekten de hiçbir yanlış yapmamış olabilirler ancak dünyadaki hızlı değişim, üretim ve ticaretin kurallarını değiştirmeye başladığında, Nokia yönetiminin piyasanın geleceğini göremeyip, değişime ayak uyduramamış olması da başlı başına bir yanlış.” (yazının tamamı için; http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/gelecegi-gormek-degisimi-anlamak)

İçerik pazarlamada hikâye anlatmak, ürün ya da hizmetin teknik detaylarından bahsederek markayı yalanlar söyleyerek övmek demek değildir. Hedef kitleyi doğru belirleyerek, tüketicinin duymak istediği hikâyeleri onlara ulaştırmak, bunu yaparken de hikâye ve marka arasında bağ kurmasını sağlamaktır.

İçerik pazarlama, hikâyeyi anlatır, hedef kitlenize ulaşır ve müşterilerinizin hikâyenizi sizin adınıza anlatmasını sağlar. Unutmayın! Eğer anlatmaya değecek bir hikâyeniz yoksa logonuza, jenerik müziğinize ya da web sitenize ne kadar çok para ve zaman harcadığınız çok önemli değildir. Bir hikâye uydurarak sırf siz öyle istediğiniz için insanların size inanmasını bekleyemezsiniz. Müşteriyi satın almaya yönlendiren şey, pazarladığınız ürün veya hizmet değil, anlattığınız hikâyedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*